10/8/2007 - İnsan Yapımı Bir Çınar : Galata Kulesi
Merhabalar
Askerlik öncesi istanbul’un henüz ayak atmadığım tarihi mekanlarını görmek üzere bir yürüyüş yaptım geçen hafta. Yürüyüşü seven bir insanım, tarihi mekanları gezmek hoşuma gider ayrıca yaşayan bir şehrin hiç geçmediğim bir güzergahında yürüyüş yapmak da hoşuma gider (Daha öncede yaşayan şehir İzmirden ve istanbula benzeyen yönlerinden bahsetmiştim). Bu bende sanki bir keşif veya bir trekking yapmışım tadı bırakıyor. Keşif tadı oradan ilk geçişimden kaynaklanıyor. Kültür turu da diyebiliriz aslında buna.

Kültür turumun güzergahı Taksim Meydanından Mısır çarşısına kadar. Taksim Meydanını, İstiklal’i, tophaneyi, Kabataş’ı, Mısır çarşısını…. vesaireyi bilirim tek bilmediğim taraf Galata Kulesi ve onun yanındaki sokaklardı. Dolayısıyla iyi bir kültür turu olacaktı J Bu yazımda bahsedeceklerim bu güzergahda gördüklerimden öte galata kulesi ile ilgili olacak.

Öncelikle bu yazıyla ilgili tahminim galata kulesinin tarihinden bahsederken milletin bayıp yazıyı sonuna kadar okumaması olacak. Onun için hikaye tadında, detaya girmeden ve fotoğraflarla besleyerek bir şeyler aktarmaya çalıştım.

Taksim meydanından yola çıktım. İstiklal Caddesi üstünden tünele vardım. Galata Mevlevihanesinin yanından kıvrılarak galata kulesine vardım. Bu arada mevlevihanenin müzesi de bulunmakta, bir gün oranın da içini gezip göreceğim tabi kayda değer eserler varsa, önce incelemem gerek. Divan Edebiyatı Müzesi olarak kullanılıyormuş.

Galata kulesi hakkında çektiğim fotoğraflar eşliğinde biraz bir bilgi vermek istiyorum.

Öncelikle Galata Kulesini boğazın bir yakasından diğer yakasına geçerken sürekli gören biri olarak bu yapının büyük olduğunu tahmin edebiliyordum ancak içine gezdikten sonra dışarıdan bir daha baktığımda 500lü yıllarda yapılmış bu kule gözümde daha bir büyüdü. Bazı fotoğraflar çektim kuleyle ilgili. Kulenin altındaki insanlarla kulenin boyutunu kolaylıkla mukayese edebileceksiniz.

Öncelikle şunu söylemek gerekiyor bildiğimiz Galata Kulesi zaman içinde yangınlar, savaşlar, fırtınalar ve benzeri sebeplerden ötürü bir çok kez inşa ediliyor ve tarih içinde farklı görevler üstleniyor. Dolayısıyla aslında bizim şu anda gördüğümüz Galata Kulesi 500’lü yıllardan beri orada o haliyle ve aynı boyuyla durmuyordu. Bizans imparatoru tarafından 500’lü yıllarda yapılan galata kulesi tahtadan yapılmış. Anladığım kadarıyla bizim şu anda gördüğümüz galata kulesi ile pek de alakası yoktu.

Kuleye girmeden önce merdivenlerle çıkılacağını düşünmüştüm ancak kapısından içeri girince şaşırdım.İçinde modern 2 asansör vardı. Bilet alabileceğimiz otel resepsiyonu havası veren bi yer ve incik boncuk takılar satan bir yer var. TC vatandaşlarına 5 YTL olan bilet diğer dünya vatandaşlarına 10 YTL idi.

Aklıma nedendir bilmem AB’nin alkol derecesine göre vergilendirmesi geldi. Rakıya düşük ithallere yüksek tutarlı maktu vergi uygulamasına AB’nin itirazı konuşuluyor bugünlerde. Bu fiyatları görselerde acaba buna da itiraz ederler miydi? AB muktasebatında müzelerin, tarihi yerlerin giriş ücretlerinde o ülkenin vatandaşlarına indirim var mıydı?

Öğrencilere indirim var mı diye sordum, yok dedi oraya bakan kız. Üzgünüm öğrenciler ! Bu arada kulenin içinde cafe, restaurant var. Bazı geceler düzenleniyormuş, dansözlü,folklor ekipli... Dolayısıyla bunları gördüğünüzde şaşırmayın. Asansörde sadece Zemin Kat, 5. kat ve 7.kat var. Diğer katlar yok, bu da başka bir ilginç noktaydı.

Asansör çok yavaş hareket ediyordu.Sanırım ivmeden etkilenir diye yavaş çıkıyordu asansör. Cafe, Restaurant dediğim yerler 5. ve 6. ve 7. katta. 5. katta çıktıktan sonra kulenin içinden 2 kat yukarı yürüdüm tepesine çıkmak için. Kulenin tepesine çıkınca ilk galata köprüsünü gördüm. Manzara muhteşem. Aya İrini, Beyazıt Kulesi, Ayasofya, Topkapı Sarayı, Sepetçi Kasrı… Her yer ayağımın altında.

Tarihin bir döneminde yangın kulesi için ne kadar iyi bir seçim olduğuna bir kez daha ama daha kuvvetlice kanaat getirdim. Bir de camileri, kasırları… vesaire önemli yerleri bilmeyenler için kuleden hangi yöne bakıyorsanız o tarafın fotoğrafını çekip önemli yerlerin isimlerini de üstüne yazıp asmışlar. Baktığınız yönün fotoğrafını da görüp önemli tarihi yerleri o fotoğraf üstünden bakıp anlayabiliyorsunuz.Çok güzel bir fikir.

Tuvaletleri temiz, güzel bir ortamı var ama cafesinde oturup manzara izlemek isteyen bence ziyaretçi almadıkları zamanı seçmeli çünkü ziyaretçiler sürekli pencerenin önünde ve dışarıyı göremezsiniz.Ziyaretçi saati, menüler, programlar ve diğer detaylarla ilgili bilgilere yazımın sonuna koyduğum linke bakarak edinebilirsiniz.

Bu arada kuleden uzak yerlere bakınca dikkatimi çekmeyen yükseklik korkum kulenin dibindeki evlere baktığımda etkisini hissettirmeye başladı. Aslında buna korku demek zoruma gidiyor, ben korkmam. Buna yükseklikten çekinme diyelim bence J Misal 6. katta oturuyorum, hiç çekinmem yükseklikten. Kule yabancı, yadırgadım tabi J

Tarih yapraklarında 500’lü yıllardaki tahta kuleyi geçtikten sonra 1300lü yıllara geliyoruz. 1300lü yıllara gelince kulenin başına bir bela geliyor ve Cenevizliler Galata Kulesini tekrar inşa etmeye talip oluyorlar ve onlar yapıyorlar.

Ancak o zaman bu kuleyi yaparlarken kulenin şimdiki yerinin çevresi surlarla örülüymüş ve galata kulesini sanki bir ek bina imişcesine yapmışlar yani bizim kafamızda canlandırdığımız gibi oraya gidip boş alana kule dikmemişler. Biz tabi galata surlarından bi haberiz, bunun nedeni de 1800’lü yıllarda yapılan çalışmalarda surların bazı güçler tarafından yıkılması. Buna da geleceğiz ama biz yine kronolojik sıralamadan kopmayalım ve daha istanbul’un fethedilmesinden önceki dönemlerden kaldığımız yerden bahsedelim.

1400lü yılların başında Galata Kulesi, Haçlı Seferleri sırasında tahrip edilmiş. Türkler, İstanbul’u fethetmeden 6-7 yıl önce de kule yükseltilmiş. Sonrasında Türkler fethedince Türklerin eline geçiyor tabi.

Osmanlı zamanında önce Hristiyan Harp esirleri için barınak olarak kullanılmış, sonrasında kulede rasathane kurulmuş sonra rasathaneyi maalesef kapatmışız.

17.yüzyıla geldiğimizde hepimizin çok iyi bildiği Hezarfen Ahmet Çelebi Galata Kulesinden ta Üsküdara kadar uçmuş. Geçmişte Rasathane kapatan zihniyet, sonrasında Hezarfen’i de öldürüp bilime katkılarını yine sunmuş. Ondan sonra yangın kulesi olarak kullanılmış. Zaten Kuleye çıktığınızda her yerin ayağınızın altında olduğunu göreceksiniz. Ancak ne gariptirki yangınları tespit etmek için kullanılan galata kulesi bir yangın sonucu zarar görmüştür J Memleketimden insan manzaralarına bir örnek daha J Tabi kule sürekli bakım görüyor, bunlardan bahsetmiyorum. Örneğin sonradan fırtına oluyor, kulesi devriliyor… . Birinin başına düştümü bilmem artık.


Bizans, Osmanlı döneminden bahsettim. Cumhuriyet dönemimize geliyoruz şimdi. 1960’lı yıllarda ciddi bir onarıma sokuluyor kule ve 1831-1875’li yıllardaki aslına sadık kalarak bugünkü görünüme kavuşuyor. Demekki şu anda gördüğümüz kule aslında 1800 lü yıllardaki kulenin görünümüymüş halbuki çok farklı görüntüleri de varmış.

Zamanında bodrumu zindanmış, altındaki kanallarda bi sürü kafatası, kemik varmış… Bilmem artık ,diyenlerin yalancısıyım. Ayrıca içi gezinilebilen en eski kule de Galata Kulesidir. Her yerinden tarih fışkırıyor memleketimin. Artık Galata Kulesini gördüğümde ona sadece güzel bi kule olarak bakmayacağı biliyorum. Aynı zamanda yangından, fırtınadan, savaşlardan çok acı çekmiş, yorgun bir kule. Yüzyıllara, nice medeniyetlere, imparatorlara, sultanlara, tanıklık eden bir kule. İnsan yapımı bir çınar.

Bundan sonra Galata kulesinden inip Mısır çarşısına doğru ilerleyen güzergahda devam ettim. Mısır çarşısının oralarda biraz turlayıp hayvana, bitkilere baktıktan sonra sahile balık ekmek yemeğe indim. Sonrada vapuruma atlayıp evime geri döndüm. Bitti J
Galata Kulesi anladığım kadarıyla özel bir işletmenin yönetiminde. Daha fazla merak eden buradan bakabilir. http://www.galatatower.net/
|